Posted in: 3. TEFEKKÜR PAYLAŞIMLARI

ADAMLIĞIN: 300 YIL MAĞARADA KORUNACAK ADANMIŞLIĞIN OLSUN

SURE-İ KEHF

…..

﴾7﴿ Biz, kimlerin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi oranın süsü yaptık.

﴾8﴿ Ve biz oradaki her şeyi mutlaka kupkuru bir toprak yapacağız.

﴾9﴿ Yoksa sen, bizim âyetlerimizden olan Ashâb-ı Kehf ve rakīmi mi şaşırtıcı buldun?

﴾10﴿ O gençler mağaraya sığınmışlar ve “Rabbimiz! Bize katından rahmet gönder ve bize içinde bulunduğumuz durumdan bir çıkış yolu göster!” demişlerdi.

﴾11﴿ Bunun üzerine biz de onları o mağarada yıllarca derin bir uykuya daldırdık.

﴾12﴿ Sonra da iki gruptan hangisinin, kaldıkları müddeti daha iyi hesap edip değerlendireceğini ortaya koyalım diye onları uyandırdık.

﴾13﴿ Biz sana onların başından geçenleri gerçeğe uygun olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar Rablerine inanmış gençlerdi; biz de onların doğru yolda yürüyüşlerine katkıda bulunduk.

﴾14﴿ (Haksızların karşısında) ayağa kalkıp şöyle derken onların yüreklerini güçlendirdik: “Bizim rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir; O’ndan başkasına asla tanrı deyip yakarmayız. Yoksa kesinlikle yanlış bir şey dillendirmiş oluruz.

﴾15﴿ Şu bizim kavmimiz Allah’tan başka ilahlar edindiler. Onların ilah olduğuna dair açık bir delil getirseler ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir!

﴾16﴿ Mademki siz onlardan ve Allah’ın dışında kulluk edilmiş varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının ki, rabbiniz size rahmetini yaysın; işinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın.”

﴾17﴿ (Mağaraya sığındılar. Orada baksan) güneşin, doğduğu zaman mağaralarının sağına vurduğunu; batarken de onlara dokunmadan sol taraftan geçip gittiğini görürsün. Onlar ise mağaranın ortasındalar. İşte bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse işte o doğruyu bulmuştur; kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir rehber bulamazsın.

﴾18﴿ Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer o insanları görseydin dönüp kaçardın ve gördüklerin yüzünden içini korku kaplardı.

﴾19﴿ İşte böyle uyuttuğumuz gibi onları uyandırdık da birbirlerine sormaya başladılar; içlerinden biri, “Ne kadar kaldınız?” dedi. (Diğerleri) “Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık” dediler; ve eklediler, “Kaldığınız müddeti rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangisinin yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca çok dikkatli davransın da sakın varlığınızı kimseye sezdirmesin.

﴾20﴿ Çünkü onlar eğer sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler ya da kendi dinlerine döndürürler; işte o zaman ebediyen kurtuluşa eremezsiniz.”

﴾21﴿ Böylece (kıssayı anlatarak insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah’ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Bir zaman insanlar aralarında Ashâb-ı Kehf’in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: “Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.” Onların yöneticileri ise “Bizler, kesinlikle onların yanı başına bir mâbed yapacağız” dediler.

﴾22﴿ (Sonra gelenler) bilmedikleri konuda karanlığa taş atar gibi tahminler yürüterek, “Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir” diyecekler; “Beş kişidir, altıncıları köpekleridir” diyecekler. “Onlar yedi kişidir, sekizincisi köpekleridir” diyecekler. De ki: “Onların sayısını rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. Artık onlar hakkında gerçeği açıklama dışında tartışmaya girme ve kimseden de onlarla ilgili bilgi isteme!

﴾23-24﴿ “Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.

﴾25﴿ Onlar mağaralarında üç yüzyıl kaldılar, buna dokuz yıl da ilâve ettiler.

﴾26﴿ De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O’na aittir. O öyle bir duyar, öyle bir görür ki! (O kadar olur!) Onların Allah’tan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.

﴾27﴿ Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! Onun kelimelerini değiştirecek hiç kimse yoktur. Ondan başka bir sığınak da bulamazsın.

Bir gençlik düşünün ki ALLAH’a hicret/firak etmiş ve ALLAH-u Teala onları 300 yıl süre zarfınca muhafaza edip ihlaslaştırmış…SÜBHANALLAH. Burada tefekkür etmemiz gereken onlarca nokta mevcuttur. Biz bu hususta güncel olarak bu ayetlerin bizdeki ehemmiyeti ve zuhur etmesi gereken noktalarını ele alalım…

10. ayet-i kerim’e de ALLAH (Azze ve Celle) Putperest olan bir kavmin zulmünden kaçan bir grup genci, kendisine sığındıkları için mağara da böylesine büyük ve cüz-i irade ile idrak edilemeyen bir zaman zarfınca muhafaza altına almıştır.

Bu “Sure-i Kehf” de kendisine sığınanları nasıl koruduğunu, ona edilen ihlaslı bir hicretin katında ne kadar makbul olduğunu bizlere ALLAH’ u Teala göstermiştir Biiznillah. Bu çıkarımın hakikatini Rabbimiz 13. ayet-i kerim’esinde buyurmuştur: “Biz sana onların başından geçenleri gerçeğe uygun olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar Rablerine inanmış gençlerdi; biz de onların doğru yolda yürüyüşlerine katkıda bulunduk.” Böylelikle anlıyoruz ki Rabbine inanan zelil olmaz, bilhassa Hakk’a sığınanlara delil olur inşaALLAH…

14. (Haksızların karşısında) ayağa kalkıp şöyle derken onların yüreklerini güçlendirdik: “Bizim rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir; O’ndan başkasına asla ilah deyip yakarmayız. Yoksa kesinlikle yanlış bir şey dillendirmiş oluruz.” Bu ayet öyle şeyler anlatır ki bize…Şeriat dışı davranışlara dik duruşu ve ayrıca ALLAH’ ın razı olmadığı dikta edilmeye çalışılan sistem ve kavramlara karşı bir sığınışın örneğidir. Ey ALLAH’ ın ve rızasının dışında, başka “YOK VE BATIL OLAN VAR zannedilenleri iLAH edinenler!!!” Rabbinin rızası için gerekenleri yerine getiremeyip kalben dahi buğuz edemeyenler!!! Bu Kafirun Suresinin: “Sizin Dininiz size, Benim Dinim banadır.” ayet’i gereğince HAKK olanı haykırma cesaretidir. Bu duruş Hakk’ı ve Hakk’ın sözünü göklere çıkaranlar ve adları ABD’ULLAH olarak anılan mücahit gençlerin sözleridir…Beyanları böyle olup hayatlarını da bu şekilde Rabbine adayanların hali, Billahi Anlamda imanın göstergesidir.

15. ayet-i kerim’e de ALLAH’ ın dışında başka ilahlar edinen, Zat-ı ve yaratmış olduğu sistemler hakkında yanlış zann’larda bulunanları Rabbimiz “ZALİM” olarak tanımlıyor ayrıca zalimler arasında da en üst seviyelerde zalimlik ettiklerini beyan ediyor. Rabbimiz Kendisi ve düzeni hakkında yanlış hal ve hareketlerden bizleri muhafaza eyleyiverir inşaALLAH…(AMİN)

16. ayeti çok dikkatli bir şekilde tefekkür edelim, “Mademki siz onlardan ve Allah’ın dışında kulluk edilmiş varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının ki, rabbiniz size rahmetini yaysın; işinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın.” ALLAH’ ın dışındaki herşeye “LA İLAHA” diyerek “İLLALLAH”a sığınanları yani Kafirun suresindeki zulmette olanlardan sıyrılıp SURE-i İHLAS’ ın hakikatiyle kendisine sığınanları, Billahi anlamda iman edenleri, kulluk idrakının farkına varıp talib olanlara Rabbimiz Rahmet’ini yaymaktadır ve o rahmet ile de işleri kolaylaştıran bir kolaylık sağlamaktadır.

17. ayet ise bize şu hakikati göstermektedir.”..Allah kime hidayet ederse işte o doğruyu bulmuştur; kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir rehber bulamazsın.” her şey ve her akibet ALLAH’ ın dilemesiyle gerçekleşir. Bu hususta manaya daha geniş ve anlamlı bir pencereden bakabilmek için “Kader Konusunu Kavrayabilmek” üzere tefekkür edebilmek gerekir.

20.”Çünkü onlar eğer sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler ya da kendi dinlerine döndürürler; işte o zaman ebediyen kurtuluşa eremezsiniz.” ayet’inde ALLAH-u Teala, Esfele Sefiliyn yapının ve o yapı dilini kullananın ve edinilmiş Batıl ve Yok olan Müstakillerin olduğu yerleden uzak durulması gerektiğini ve ayrıca bunlar ile muktesabatı olup da nefs’in zulmetiyle kalanları kurtuluşa erdirmediğini bizlere öğretmiştir. Rabbimiz Amentu Billahi idrakıyla iman edebilmeyi nasip eyleyiverir inşaALLAH…(AMİN)

Diğer ayetlerde de ALLAH (Azze ve Celle) bu sığınış hallerini ve uyanışlarında meydana gelen olayları buyurmuştur. Bu ayetlerden de istifade edilecek çok dersler mevcuttur. ALLAH bizleri ABD’ULLAH eyleyiverir inşaALLAH duasıyla/sığınışıyla ES-SELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKETUHU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir