Posted in: 7.HADİS ALİMLERİ

2) MÜSLİM b. HACCÂC (Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî )

206’da (821-22) Nîşâbur’da dünyaya geldi. 201 (816-17), 202 (817-18) ve 204 (819-20) yıllarında doğduğu da zikredilmiştir. Bir Arap kabilesi olan Benî Kuşeyr’in mevâlisinden olup doğduğu yere nisbetle Nîsâbûrî diye de anılır. Bir eğitimci olan babasından ve çevredeki diğer âlimlerden faydalandığı anlaşılan Müslim on iki yaşında hadis öğrenmeye başladı. Önce Nîşâbur’da el-Muvaṭṭaʾın râvilerinden Yahyâ b. Yahyâ el-Minkarî ile İshak b. Râhûye gibi muhaddislerden istifade etti. İki yıl sonra haccetmek üzere Hicaz’a gitti. Medine’de İsmâil b. Ebû Üveys, Mekke’de Ka‘nebî, Saîd b. Mansûr ve diğer bazı âlimlerden faydalandı. 230 (845) yılından önce hadis tahsili için seyahate çıktı. Arkadaşı ve talebesi Ahmed b. Seleme ile Basra’ya giderek Ali b. Nasr el-Cehdamî’den, oradan Belh’e geçerek Kuteybe b. Saîd’den rivayette bulundu. Ardından Bağdat’a gidip Ahmed b. Hanbel ve Ahmed b. Menî‘ gibi âlimlerden faydalandı. Daha sonra da defalarca Bağdat’a gitti. Kûfe’de Ahmed b. Yûnus’tan hadis öğrendi; birkaç defa gittiği Rey’de el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’ini baştan sona kendisine okuyarak tenkitlerini aldığı Ebû Zür‘a er-Râzî ve İbn Vâre ile hadis müzâkere edip onlardan rivayette bulundu. 250’den (864) önce Mısır’a geçti ve Harmele b. Yahyâ’dan hadis rivayet etti. Gezdiği yerlerde kendilerinden faydalandığı diğer hocaları arasında İbn Nümeyr, Ebû Bekir İbn Ebû Şeybe, Ebü’l-Hasan İbn Ebû Şeybe, Ebû Sevr, Ebû Hayseme Züheyr b. Harb, Abd b. Humeyd, İbnü’l-Müsennâ, Bündâr lakabıyla tanınan Muhammed b. Beşşâr, Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî de vardır. On beş yılda kaleme aldığı el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’te sadece 220 hocasından rivayette bulunmuştur. Müslim’in önde gelen talebeleri arasında Ebû Îsâ et-Tirmizî, İbn Huzeyme, Ebû Avâne el-İsferâyînî, İbn Sâid el-Hâşimî, Degūlî, İbn Ebû Hâtim, İbn Mahled el-Attâr gibi muhaddisler bulunmaktadır. İbn Halfûn, el-Muʿlim bi-esmâʾi şüyûḫi’l-Buḫârî ve Müslim adlı eserinde (bk. bibl.) Buhârî ve Müslim’in hocalarından 506 zatın rivayetleri hakkında bilgi vermiştir. Müslim b. Haccâc 25 Receb 261’de (5 Mayıs 875) Nîşâbur’da vefat etti ve şehrin dışındaki Nasrâbâd Kabristanı’na defnedildi. Kabrinin ziyaretgâh olduğu belirtilmektedir.

Hocası Bündâr o devirde dört büyük hadis hâfızı bulunduğunu söylemiş, bunların Rey’de Ebû Zür‘a er-Râzî, Nîşâbur’da Müslim, Semerkant’ta Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî ve Buhara’da Buhârî olduğunu belirtmiştir. Müslim, râviler hakkındaki tenkit ve değerlendirmelerine güvenilen cerh ve ta‘dîl âlimlerinden biridir. Onun sika bir hadis hâfızı olduğunu söyleyen İbn Ebû Hâtim babasının Müslim hakkında “sadûk” dediğini belirtmiş, İbnü’l-Ahrem de Nîşâbur’dan üç önemli kişiye yetiştiğini, bunların Muhammed b. Yahyâ ez-Zühlî, Müslim b. Haccâc ve İbrâhim b. Ebû Tâlib olduğunu ifade etmiştir. Elbise veya kumaş ticareti yaptığı için “bezzâz” diye anılan ve dükkânında talebelerine hadis rivayet eden Müslim servet sahibiydi. Yardım etmeyi sevdiğinden “Nîşâbur’un cömerdi” diye anılır; onu yakından tanıyanlar hayatında kimseyi çekiştirmediğini ve incitmediğini söylerlerdi. Hocalarına karşı son derece saygılı idi. Buhârî Nîşâbur’a gelince onun derin bilgisine hayran kalmış ve kendisinden hiç ayrılmamıştır. Kur’an’ın mahlûk olduğunu kabul etmeyen Buhârî’ye karşı bazı devlet adamları ve âlimler cephe alınca Müslim onu savunmuştur. Hatta konuya yönelik tartışmalardan hiç hoşlanmayan ve Kur’an’ı telaffuz etmenin ve yazmanın bile mahluk olmadığı görüşünde olan hocası Zühlî’nin, bir derste Buhari’nin, “Kur’an’ı benim telaffuzum mahluktur” sözünü tekrar edip “Kim bu görüşte ise meclisimizde bulunmasın” sözleriyle Buhârî’ye cephe aldığını gören Müslim oradan ayrılmış, Zühlî’den yazdığı bütün hadisleri onun evine göndermiş ve bir daha kendisiyle görüşmemiştir. Hem Zühlî’den hem Buhârî’den çok faydalanan Müslim, hocaları arasındaki anlaşmazlıkta Buhârî’nin tarafını tutmakla beraber el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’inde her iki hocasından da rivayette bulunmamıştır. Müslim’in Zühlî ile anlaşmazlığa düşmesinin ilim çevrelerinde pek uygun karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim hadis hâfızı Ebû Kureyş, Ebû Zür‘a’ya Müslim’i kastederek, “Bu zat 4000 sahih hadisi bir araya getirdi” dediğinde Ebû Zür‘a, “Geri kalan sahihleri niye toplamamış?” diyerek tepki göstermiş, Müslim’i hocası Zühlî’ye ters düştüğü için eleştirmiştir. Müslim’in diğer ehl-i hadîs gibi Selef akîdesini benimsediği, İmam Mâlik, Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’in görüşlerine meyli bulunmakla beraber fıkıh mezheplerinden hiçbirine mensup olmadığı bilinmektedir. Onun daha çok Şâfiî olarak tanınması, muhtemelen el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’in bab başlıklarını tertip ederken Nevevî’nin kendi mezhebinin bazı görüşlerini yansıtmış olması sebebiyledir.

Eserleri:

  1. El-Cami’u’s-Sahih
  2.  Kitâbü’t-Temyîz
  3. Eṭ-Ṭabaḳāt
  4. Kitâbü’l-Künâ ve’l-esmâʾ
  5. El-Münferidât ve’l-vuḥdân (el-Efrâd)
  6. Ricâlü ʿUrve b. ez-Zübeyr ve cemâʿatün mine’t-tâbiʿîn ve ġayrihim
  7. El-Müsnedü’l-kebîr ʿale’r-ricâl (ʿalâ esmâʾi’r-ricâl, ʿale’ṣ-ṣaḥâbe)
  8. İntiḫâbü Müslim ʿalâ Ebî Aḥmed el-Ferrâʾ

İmam Müslim’ in günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmeyen muhtelif eserleri de mevcuttur.

KAYNAKÇA

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Mehmet Yaşar Kandemir Sahih-i Müslim Muhtasarı, İmam Münziri, Ravza Yayınları

“Muhammed GÖRGÜLÜ” kardeşimizin hazırlamış olduğu Hadis Alimleri’nin hayatları ile ilgili paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz. Rabbim kendisinden razı oluverir inşaALLAH…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir